ucv9r. Ahmet Turgut Uyar, 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Babasının görevinden ötürü ilköğrenimi farklı şehirlerde okurken ortaöğrenimine yatılı askerî okulda okuyarak devam eden Uyar, 1948'de Kaynak dergisinin başlatmış olduğu bir şiir yarışmasında "Arz-ı Hal" adlı şiiriyle katılmış ve yarışmada ikinci olmuştur. Türkiyem adlı ikinci şiir kitabı 1952'de piyasaya sürülmüştür. Uyar'ın dil, tema, imge, anlatım biçimi, biçim/öz ilişkisi açısından büyük bir değişimi yansıttığı ilk İkinci Yeni kitabı olan Dünyanın En Güzel Arabistanı, 1959'da yayımlanmıştır. 1962'de Tütünler Islak'ı; 1968'de Her Pazartesi'yi; 1970'te Divan'ı; 1974'te Toplandılar'ı; 1982'de Kayayı Delen İncir'i yayımlamıştır. 1981 yılında Toplu Şiirler adıyla o güne kadar yayımladığı eserleri ilk kez; 1984'te Büyük Saat adıyla ikinci kez toplu olarak UYAR’IN YAŞAM ÖYKÜSÜAhmet Turgut Uyar, Fatma Hanım ile Hayri Bey'in altı çocuğundan beşincisi olarak 4 Ağustos 1927'de Ankara'da dünyaya geldi. Babası orduda harita binbaşısı olarak görev yapmıştır ve Ankara'nın ilk Latin alfabesiyle yazılan sokak levhalarını geceler boyu çalışarak yazmış bir hattattır. Annesi ise ev hanımıydı. Babasının görevinden ötürü ilköğrenimi farklı şehirlerde okurken ortaöğrenimine yatılı askerî okulda devam etmiştir. Bursa Askerî Işıklar Lisesi'nden 1946 mezun olan Uyar, bu okulda mutsuz olduğunu şu sözlerle dile getirmiştir"Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan çocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının, hatta somut başkalarının değil de, hiç kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve çoğu zaman saçma bulduğumuz bir şeyler yaşamak..." Yükseköğrenimini Askerî Memurlar Okulu'nda okurken annesinin isteği üzerine 1947'de Yezdan Şener ile evlenmiştir ve bu evlilikten Semiramis, Tunga ve Şeyda adlarında toplam üç çocuğu olmuştur. Bu okuldan mezun olduktan sonra "kura" ile memur olarak Posof'a atanmıştır. Daha sonra Samsun Terme Askerlik Şubesi'ne atandı, ardından Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Dairesi Başkanlığı'nda üsteğmen olarak görev yaptı. 1958'de bu görevden ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi'nin Ankara'daki şubesinde çalışmaya başlamış ve 1967'de buradan emekli olarak İstanbul'a yerleşmiştir. 1966'da ilk eşinden boşanmıştır. İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Yezdan Şener ile evliliklerinin bitme aşamasına gelmesinin ardından Cemal Süreya ile Tomris Uyar, şiir üzerine mektuplaşmaya başlamıştır. Bu mektuplaşmalar olumlu sonuçlanmıştır. 1969'da ise Tomris Uyar ile evlenmişlerdir. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları Hayri Turgut Uyar dünyaya geldi ancak 22 Ağustos 1985'te sirozdan hayatını kaybetti. EDEBİ KİŞİLİĞİTurgut Uyar'ın şiire olan ilgisi kendi ifadesine göre çocukluk yıllarında başlamıştır. İlk şiir denemesini de ilkokul yıllarında yapmıştır "Güzeldir sevgilim her dakka her an / Güzeldir sözleri kaşı gözleri / Geçtiği her karış sönük topraktan / O anda fışkırır neşe özleri" Ortaokul ve lise yıllarında ise "Günde üç beş şiir, haftada, onbeş günde bir roman yazıyordum. Ama ne şiirler, ama ne romanlar..." diyerek kendisini ifade eden Uyar, roman yazarken sıkıldığını, Alain-Fournier'in Fransız edebiyatının klasiklerinden sayılan Adsız Ülke'siyle Fyodor Dostoyevski romanlarını okumasıyla roman yazmayı bıraktığını söylemiştir. Şiirde ise lise son sınıfta Ömer Hayyam, Nedim, Yahya Kemal Beyatlı, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim gibi şairleri taklit etmiştir. 1946'da ise dönemin güncel şairlerini okumuştur ve bu durumu "Sonra günümüzün şairlerini okudum da sevindim. Oh dünya varmış dedim." sözleriyle dile getirmiştir. 1947'de "Yâd" adlı şiiri Yedigün'de yayımlanmıştır. 1948'de Kaynak dergisinin başlatmış olduğu bir şiir yarışmasında "Arz-ı Hal" adlı şiiriyle katılmış ve yarışmada ikinci olmuştur. 1950'de Kaynak Yayınları tarafından Arz-ı Hal ve Akşam Üzeri Türküsü adıyla ilk kitabı yayımlanmıştır. İkinci kitabı olan ve Nurullah Ataç'ın önsözünü yazdığı Türkiyem ise 1952'de piyasaya sürülmüştür. 1959'da Dünyanın En Güzel Arabistanı adlı şiir kitabı yayımlanmıştır. Bu kitaptaki şiirleri 1955-1958 yılları arasında Yenilik, Pazar Postası, Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler Dergisi, Şairler Yaprağı gibi dergilerde yayımlanan şiirlerden oluşmaktadır. Kitap, Uyar'ın dil, tema, imge, anlatım biçimi, biçim/öz ilişkisi açısından büyük bir değişimi yansıttığı ilk İkinci Yeni kitabıdır. 1962'de Tütünler Islak'ı; 1968'de Her Pazartesi'yi; 1970'te Divan'ı; 1974'te Toplandılar'ı; 1982'de Kayayı Delen İncir'i yayımlamıştır. 1981 yılında Toplu Şiirler adıyla o güne kadar yayımladığı eserleri ilk kez; 1984'te Büyük Saat adıyla ikinci kez toplu olarak basılmıştır. ESERLERİ * 1950 Arz-ı Hal* 1952 Türkiyem* 1959 Dünyanın En Güzel Arabistanı* 1962 Tütünler Islak* 1968 Her Pazartesi* 1970 Divan* 1974 Toplandılar* 1982 Kayayı Delen İncir
Oluşturulma Tarihi Mayıs 19, 2020 0237Türk edebiyat tarihinin en önemli olan şairlerinden biri Turgut Uyar’dır. Turgut Uyar ikinci yeni akımının şairlerinden biridir. Büyük şair Turgut Uyar kimdir? İşte Turgut Uyar'ın kısaca hayatı, eserleri kitapları, sözleri ve şiirlerini sizler için edebiyatında unutulmaz şairler gelip geçmiştir. Şairlerin en yoğun olduğu, şiirlerin en verimli olduğu günlerde şair olanlardan biri de Turgut Uyar’dır. Şiirlerinin güzelliği, yaşadığı hayatı, eşi Tomris Uyar’a ilgisi her şeyi ile sevilen, merak edilen ve özlenen bir şairdir. Turgut Uyar Kimdir? Şiir denilince akla gelen en önemli isimlerden biri olan ünlü bir şairdir Turgut Uyar. Ünlü şair 1927 senesinin 4 ağustos tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Altı çocuklu olan bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğmuştur. Turgut Uyarın subay olan babası Hayri Uyar sıklıkla ailesinden uzakta yaşardı. Babasının uzakta oluşu Turgut Uyar’ı çocukluk dönemlerinde oldukça etkilemiş ve naif bir kişiliğe bürünmesini sağlamıştır. Turgut Uyar kendi ifadesi ile “hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem “Yapma oğlum derdi ona; o içli bir çocuk” demesi ile çocukluk günlerine dair bu ifadeyi kaleme almıştır. Büyük şairlerden biri olan Turgut Uyar 1985 senesinin 22 Ağustos günü hayata veda etmiştir. Turgut Uyar Kısaca Hayatı Ankara’da dünyaya gelen Turgut Uyar babasının işi gereği çok sayıda ilde yaşamıştır. Bazı sebepler ile Konya’da askeri bir ortaokulda öğrenim görmüştür. Lise döneminde ise Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nde öğrenim görmüştür. Ardından ise Askeri Memurlar okulundan mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından o zamanki yıllarda Kars’ın Posof isimli ilçesinde askeri bir memur olarak görev yapmıştır. Dört sene boyunca bu bölgede görevini sürdürdükten sonra Samsun ilinin Terme ilçesine göreve gönderilmiştir. İki sene boyunca burada da çalışan Turgut Uyar 1954 senesinde Ankara’ya tayin edilmesinin ardından dört sene de burada çalıştıktan sonra memurluktan istifa etmiştir. Askeri memur olarak çalıştığı bu yıllarda görevini severek icra etmediğini söylemiştir. 1967 senesine kadar başka bir kurumda çalışan Turgut Uyar bu görevinden emekli olmuştur ve emekli olunca Ankara’dan İstanbul’a taşınmıştır. Öğrencilik dönemindeyken yaptığı evliliğin ardından üç çocuğu olmuştur. İlk eşi olan Yezdan Şener ile evlilikleri boşanmayla sonuçlanmıştır. Daha sonra Ankara’da Tomris Uyar ile tanışarak evlenmişlerdir. Çok fazla alkol tüketmesi nedeni ile siroz hastalığına yakalanarak 1985 senesinin 22 Ağustos gününde vefat etmiştir. Turgut Uyar Eserleri Toplamda 8 şiir, iki toplu şiir ve bir tane inceleme olmak üzere 11 eseri bulunmaktadır. Şiir KitaplarıArz-ı HalTürkiyemDünyanın En Güzel Arabistanı Tütünler IslakHer pazartesiDivanToplandılarKayayı Delen İncirToplu Şiir KitaplarıToplu şiirlerBüyük saatİnceleme KitabıBir şiirden Turgut Uyar Sözleri Birçok şairin sözleri günümüzde çok fazla alıntı yapılarak kullanılıyor. Turgut Uyar’da çok sayıda alıntı yapılan büyük şairlerden biridir. İşte Turgut Uyar’ın derin anlamlı naif sözleri “Her kadın hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır.” “Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem haberim olmasa hiç perşembeden pazartesiden.” “Bu hüznü sizde bilirsiniz. Anlat deseniz anlatamam. Enine boyuna yaşarım ancak.” “Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu.” Turgut Uyar Şiirleri Turgut Uyar şiirlerinde yoğun olarak hayal gücünü, simgeciliği ve şaşırtıcı tamamlamaları kullanır. Genel olarak uzun dizeleri vardır. Bu neden ile düz yazı ve şiirin bu şekilde ayrılmasını sağlamıştır. İlk şiirlerinde ayrılık, ölüm gibi temaları işlerken sonraki şiirlerinde ise töreler ve toplumla çatışan bireylerin yaşadığı sancı ve kurtuluş çabalarını konu edinmiştir. Çok sayıda sevilen şiiri vardır. En beğenilen şiirlerinden biri ise şu şekildedir “Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor”
Güzel sözler kategorimizde şimdi de sizlere en güzel ve en ilgi çekici Turgut Uyar Sözlerini derledik. Türk şiirinin efsane isimlerinden birisinden bahsediyoruz. Turgut Uyar, geçmişten günümüze vermiş olduğu eserler ile birlikte herkesin diline pelesenk olmuş ve hala en çok okunan yazarlarımızdan birisi olarak dikkatleri çekmektedir. Uyar’ın bu zamana kadar şiirleri ile birlikte kullandığı sözlerde günümüz sosyal medya platformlarında sıklık ile dolaşan unsurlardan birisi olarak dikkatleri çekiyor. Bizde bu sözleri sizler için derleme yoluna gittik. EN GÜZEL TURGUT UYAR SÖZLERİ Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu. Ve oturuldu bir takım şeyler söylendi.. İmla kurallarıyla mutsuzluk üstüne. Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum. Toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar? Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı. Belki de asıl ustalık budur; her zaman acemi olmayı bilmek. Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta, Her şey naylondandı o kadar. Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. Biri kurbağa öper,biri yüzyıllarca uyur,biri 7 cüceyle yaşar,biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor. Sana olmayan özlem bir şeye benzemiyor.. Herkes ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu akşam. Başının o ağrısı beni görüncedir. Bana baktıkça yalnızlığın geliyor aklına. Eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle. İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını. Cümbür cemaat aşka abanıyoruz. Yüz dilde seni seviyorum desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra. Her şeyden biraz kalır diyor birileri , çoğulluk haklılıktır. Kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı. Bozuk bir saattir yüreğim, hep sende durur.. Kadınları mutlu etmenin 20 yolu’ diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum dürüst olun, yeter. Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı. Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hala ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde olmuyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken olduğunu bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ hayret. Sen nereye ben oraya adım adım.. İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık anladım. Hiçbir şey umurumda değil diyorum aşktan ve umuttan başka. Kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde, kaç kilo çekerdi yalnızlık.. Kaç kere ezildim altında yaz yağmurlarının. Gün gelir herkes sevdiğini anlar kasla göz arasında. Hazırladım, hazıra durdum giydirdim gölgemi kuş çığlığı senin bölgen sorma benim bölgemi aşklar telef olur gider sokak köpeği gibi gitsin harcansın bazı şeyler sen dur e mi? Ne yapalım bari bağışlayalım birbirimizi. Biliyoruz neyi bölüştüğümüzü. Konuşmasak da. Ben seni uyuttum, seni karıştırdım,seni şaşırdım bir şeyler akıp akıp giderdi, dünyada başvurduğum bir şeydin, yalnızlığım gibi ..yanında sonsuz durduğum. Sana diyeceğim şu ki küçüğüm; büyüme! Hayat seni de mahveder. Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam! Hayatın kutlu olsun sevgilim ki sana değişe değişe aktım. Ne o beni kandırmıştı. Ne ben onu baştan çıkarmıştım. İkimizde bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik. Bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki. Ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik. Her kadın hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır. Senin bir yönün var orda durur yaşarım! Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar şu aranıp duran korkak ellerimi tut bu evleri atla bu evleri de bunları da göğe bakalım.. Sevgim acıyor. Kimi sevsem, kim beni sevse.. Ben aslında her şeyi sonradan öğrendim.. Herkes herkesi sonradan öğrenirmiş; bunu da sonradan öğrendim. Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin. Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm, biliyorum bu çeşit yaşamak, zor. Kim bilir tanrım, kim bilir hangi güzel yerde beni, hangi ölesiye sevda bekliyor? Herkes bıraksın senin için ölürüm laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için ölürsünüz . Herkes ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu akşam. Düşünüyorum da biz, büyüyerek çocukluk etmişiz. Şimdi otobüs gelir biner gideriz dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç. Özenle soyduğum şu elma şöyle şimdi kimindir özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir.. Bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir, ansızın aklına getirip yalnızlaşıyorsa . İşte o zaman sevmiştir. Az sözle çok şey anlatacaksın. Seni seviyorum diyeceksin sadece ama öyle her zaman değil, yalnızca hissettiğinde.
Bu Sayfada Birbirinden Güzel Turgut Uyar Sözleri Yer Almaktadır , Turgut Uyar Sözlerini Okuyup Arkadaşlarınız İle Veya Sosyal Platformlarda Paylaşabilirsiniz. Ey gönül! Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi? Ağlanacak halimize gülüyoruz, deyip kızıyorlar. O da bir şey mi? Ölünecek halime yaşıyorum ben… Sevmek… bir bütün nereden baksan, Ne ayıp, ne günah, ne de uygunsuz, Kolların da, ağzın da yüreğe katılması… Yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla kırar insan sevdiğini. Ve söylediklerinden çok söylemedikleriyle. …Kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek, Çünkü umut kaçınılmaz gelecektir, Bütün gümbürtüsüyle, Umut kaçınılmaz gerçektir çünkü… Okuduğunuz bir kitaptan sonra nasıl aynı kalabilirsiniz ki? Sayfalarınız buruşur, Satırlarınızın altı çizilir, İçiniz dolar, Gönlünüz dolar. Çare aramadım zannetme, ben bütün çıkmaz yolları zorladım. Belki de asıl ustalık budur, her zaman acemi olmayı bilmek. Bir başka lezzet var hayatta ela gözlüm, öteki âlemleri bilmek istemem. Şöyle bir içten öpmeni senin binlerce cennete değişmem. Bu gece kayık düşlerden birine benzer, Dört yanım karanlıkta, Büyük rüzgârlarda savrulacağız, Öylece dur kollarımda öylece, Karanlıkta telaşla seni hatırlıyorum. Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin. Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; istesen de silemezsin. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur… Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Evet, önümüz bahardır biliyorum. Leylaklar açacak biliyorum, kiraz da çıkacak yakında. iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum. sevgilim, güzelim, bir tanem biliyorum da şimdilik bağışla. İyi ki geçtin bu topraklardan! Dünya ne kadardı dedim Mavi kadardı, dedi. Az sözle çok şey anlatacaksın.. “Seni seviyorum” diyeceksin sadece.. Ama öyle her zaman değil.. Yalnızca hissettiğinde.. Ben bir yalnızlıktayım; hep bekliyor, hep özlüyorum. Bazen şarkı bitiyor ama tekrarlıyor, hep tekrarlıyor. Sonra bir daha, sonra tekrar, tekrar. Adını anmak incitiyor. Sus diyorum kendime, olmuyor… …Ve sanırım bu ilk bende olmuyor, Çünkü denize bulaştım. Bunu ellerimin maviliğinden anlıyorum. Uğruna bir şeyler yaptığınız için pişman ettirmeyecek insanlar için çabalayın, sizin verdiğiniz bütün emekleri görmezden gelen insanlar için değil. Çünkü bir şeye boşa emek verdiğinin farkına varmak kadar kırıcı bir şey yok hayatta. Bırakılmış bir köşe başının en güzel tanımıdır adın… El olduk efendim, velhasıl ziyan olduk, Ziyadesiyle. Yaz yağmurları misali yıllarca, yağmış durmuşum kendi içime. Zaten dünya öyle dünya ki kim kime, herkes kendi derdinde anca, herkesin yüreği lime lime… Başka havalar getir bana. İçinde biraz bahar olsun, biraz sen, biraz cumartesi… Sana olmayan özlem bir şeye benzemiyor. Hangi dilden olursa, bir şarkı isterim. İçimde kırık dökük besteler dolaşır. Kalbim avucumdadır artık, bir sahilden sesler gelir, kaybolur. Uzun uzun nefes alır sular, uzun uzun ağlamak isterim… Ara sıra düşmüyor değil aklıma yabancı kadınların sıcaklığı. Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım. Yanında ihtiyarlamak istiyorum. Garip bir ağustos tadı damaklarımda. Hiç yaz gibi değil bu mevsim. Yaz, ben gibi değil. Ya ağustoslar bozuldu, ya ağzımın tadı. Benim bir sevincim var yüzün artık akşam, bir çocuğun gülüşünü görüyorum nereye baksam. Nasıl bir his biliyor musun? Oda çok geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orada ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun. Sen nereye ben oraya adım adım.. İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık anladım.. Ben sevmezsem, seni sevmek kimselerin elinden gelmez. Her kadın biraz gökyüzüdür, biraz çiçek, biraz serinlik, biraz hüzün, biraz hayattır. Ama daha çok anne’ dir kadın, ne de çok yakışır. Oysa gece tam yarısıdır bir günün ve daha güçlüdür gündüzden. Senin duvarların var, ben o duvarları yıkamam, aşamam; ben o duvarları daha fazla çiçeklerle süsleyemem; kabullendim, bana hiç çözülmeyeceksin. Keşke bir şiir okumuş, Bir kedi sevmiş olsaydınız. Belki bu kadar kirletmezdiniz dünyayı… Bak bunu sakın unutma her gözünü kapayan uyumaz, her veda eden de gitmiş sayılmaz. Mecnun olup çöle düşmeyeceksen, ne Leyla’yı çağır, ne de çölü incit. Şimdi bir senin yanında iyi oluyorum. Başka hiçbir yerde değil… Bu dünyada en iyi ben yenilirim. Dosta, düşmana, aşka. O çiçek açmamışsa, mevsimi sen değilsindir. Söylenir ve yarım kalır, bütün aşklar yeryüzünde, bir kaktüs bol sudan nasıl, nasıl çürürse, öyle… Senin bir yönün var, Orada durur yaşarım… Ben nasıl olsa sarhoş olurum, başımda, gözlerimde iliklerimde sevda. Ne şarap ne rakı bu başka, hiç bir şey benzemiyor aşka… Bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir. Ansızın aklına gelip yalnızlaşıyorsa işte o zaman sevmiştir. İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım, Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından, Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından, Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar, Şu aranıp duran korkak ellerimi tut, Bu evleri atla bu evleri de, Göğe bakalım. Gönlümüzü söküp, her şey gönlünüzce olsun dediler. Ağustos toparlandı gitti işte Eylül de gider bu gidişle Artık bazı yolların dönüşü, bazı hataların özrü, bazı insanların ne imkânı ne anlamı var. Belki de yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı. Herkes birbirini anlamak zorunda değil ama sevdiğinizi anlayın yeter. Biraz üzgünsün, biraz kırgın, biraz umutlu, biraz umutsuz, biraz mutlu… Fazlasıyla insan olmuşsun, üzülme O yara iyi ki var. Çok şey vardı anlatılacak! O yüzden sustum! Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı. Sen duydun mu sustuklarımı? ..bu dünyada yediğimiz ekmekler, içtiğimiz sular, karşı koymak içindir, kaçmak için değil!.. Kalbi hassas insanların cehennemidir, şu dünya denilen gezegen. Belki bir kuruntudur yaralayan kalbimi, Her insan bir uyumsuzluktur ölü olmadıkça. Üç kere üç dokuz eder bilirsin, birin karesi birdir, karekökü de bilirsin, “mutlu aşk yoktur” bilirsin. Bıraktığın yerdeyim ama bıraktığın gibi değilim. Çok değiştim ve öğrendim; insanın toplanması için dağılması gerekiyormuş. Dağıttığın için teşekkür ederim. Benim için vazgeçmek öyle kolay değildi. Sen kaygısızca uyurken ben bu balkonda senin yerine bile neleri oldurmaya çalıştığımı izah edemem. Her ömrün bir Eylül’ü vardır. Bu Sayfamızda Birbirinden Güzel Turgut Uyar Sözlerini Okudunuz, Ayrıca Sizler de Sitemize Katkıda Bulunmak İstiyorsanız; Yorum Bölümüne Bildiğiniz özlü ve anlamlı Turgut Uyar Sözlerini Yazabilirsiniz. Turgut Uyar Sözleri, Turgut Uyar Alıntıları, Turgut Uyar Özlü Sözleri, Turgut Uyar Anlamlı Sözleri ,Şairler ve Sözleri, Şairler ve Alıntıları
turgut uyar büyük saat sözleri